GÜNDEM

Şekibe Çelenk, “Anımsamak bile çok acı“

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, 12 Eylül döneminde de pek çok davanın avukatlığını yapan Halit Çelenk'in eşi Şekibe Çelenk anlatıyor..



İkinci Dünya Savaşı yıllarında, İstanbul Hukuk Fakültesi öğrencisiyken tanışmış, 1970’li yıllarda Deniz Gezmiş ve arkadaşları Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın; 12 Eylül döneminde de Barış, TÖB-DER, DEV-GENÇ davalarının avukatı Halit Çelenk’le Şekibe Çelenk. Son sınıf öğrencisiyken de evlenmişler.

‘Deniz, neden ablam demiş!..’

Çelenk’e, “12 Eylül döneminin Türkiye’sini anlatır mısınız?” diye sorduğumuzda, salt 12 Eylül’ün değil, öncesinin de konuşulması gerektiğini belirtiyor. Halit Çelenk’le “sadece eş değil, aynı zamanda dava arkadaşları olduklarına” da dikkat çekiyor.

Denizlerle ilgili olarak aklından hiç çıkmayan bir anısını da şöyle anlatıyor Çelenk:

“Denizlerin davası devam ediyordu. Çocuklar haber gönderdiler o zaman, ‘Avukat olarak Halit Ağabey’den başkasını istemiyoruz. Bizi o savunsun’. Halit mahkemede savunma yaparken, biz de çocukların babalarıyla birlikte -tabii babaları o zaman hayattaydı, şimdi hepsi öldü- duruşmaları izliyorduk. Zaten Halit’in her duruşmasını izlerdim ben.

Duruşma uzun sürdü, 40 dakika... Mahkeme başkanı 10 dakika ara verdi. Biz de dışarıya çıkıyoruz. O arada, dar bir yol var, sağlı sollu. Bir yanda çocuklar, Deniz, Yusuf, Hüseyin; diğer yanda da duruşmayı izleyenler oturuyor. O yoldan yürürken, Deniz -çok hareketli bir çocuktu- ‘ablam’ diye bağırdı. Ben de ona gülümsedim.

Onu gören bir asker, silahının kabzasıyla sırtıma ‘yürü’ diyerek bir vurdu, 15 gün geçmedi o kabzanın sırtımda oluşturduğu morluk. Neymiş, Deniz bana neden ‘ablam’ demiş... Pisi pisine gitti bu çocuklar... En ufak suçları yoktu... Bugünkü gençler de bana o dönemin gençleri gibi, Denizler gibi, ‘ablam’ diyorlar... Ben de onlara, ‘Çocuklar bir daha o acı günleri hiç ama hiç yaşamayın, yaşamayalım’ diyorum.”

‘Baştürk’ü o gün gözaltına aldılar...’

Çelenk, Yusuf Aslan ile ilgili anılarını anlatırken de, evin salonunda bulunan mavi renkli koltukları işaret ediyor. Çelenk, “Çocuklar hep bu koltukta otururlardı. Deniz o aralar İstanbul’daydı. Sürekli telefonla konuşurlardı benimle. Yusuf ve Hüseyin ise Ankara’da... Yusuf sürekli bizimle birlikte yemek yerdi. Babası, Yusuf’a çok düşkündü. Yiyecek ve para gönderirdi Yusuf için, onları ben ulaştırırdım...” diyor.

Sonra, Denizlerle ilgili olarak, dönemin Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel’in, Denizlerin TBMM’de idamları görüşülürken “3’e 3” şeklinde bağırmasını da hiç unutmadığını anlatıyor Çelenk: “Zannedersiniz ki Adnan Menderes’i Denizler asmıştı...”

Çelenk, bu olaylardan kısa bir süre sonra da Türkiye’de başka acıların çekildiği 12 Eylül döneminin yaşandığını anlatıyor...

“İlhan Erdost öldürüldü cezaevinde işkenceyle... Erdal Eren’in yaşı büyültülerek idam edildi... Halit, salt Denizlerin değil, 80 sonrası bütün davaların da, Barış, TÖB-DER, DEV-GENÇ gibi, avukatıydı. 12 Eylül günü Halit, Ören’deydi. Sendikacı Abdullah Baştürk’ün aynı gün gözaltına alındığı haberi geldi. Bunun üzerine hemen Ankara’ya döndük.

Hey gidi günler hey... Ne çok acı yaşadık Halit Ağabeyinizle... Ne çok işkenceye, acıya tanık olduk... O dönemleri anımsamak bile çok acı veriyor. Halit Ağabey’inizin yaşamı mücadeleyle geçti. Birlikte mücadele ettik 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde, mahkemelerde... Biz onunla sadece eş değil, dava arkadaşıydık da... Şimdi, Halit Ağabey’inizi çok özlüyorum...”   (Cumhuriyet)