Orgeneral Bilgin Balanlı'dan beddua, salondan amin!

GÜNDEM

Balyoz Planı davasında savunma yapan tutuklu sanıklarından Orgeneral Bilgin Balanlı, ''Allah, Balyoz komplosunu yapanları ve bize bu acıları yaşatanları helak etsin'' dedi, duruşma salonunda ''Amin'' sesleri yükseldi. Balanlı'dan beddua, salondan amin!

Balyoz Planı davasında savunma yapan tutuklu sanıklarından Orgeneral Bilgin Balanlı, ''Allah, Balyoz komplosunu yapanları ve bize bu acıları yaşatanları helak etsin'' dedi, duruşma salonunda ''Amin'' sesleri yükseldi.
Balanlı'dan beddua, salondan amin!
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan Balanlı, iddianameyle mahkeme önüne yalnızca şüphelilerin aleyhine olduğu düşünülen, sahteliği defalarca ispat edilen sahte dijital verilerin delil olarak getirildiği söyledi.

''Allah, Balyoz komplosunu yapanları ve bize bu acıları yaşatanları helak etsin'' diyen Balanlı'nın bu sözlerinin ardından duruşma salonunda ''Amin'' sesleri duyuldu.

Savcılar tarafsızlığını yitirdi

Savcıların tarafsızlığını yitirdiğini söyleyen Balanlı, ''Bizler, bu 'hukuk garabeti' iddianame ile kendi ülkemizde aylardır özgürlüğümüzden yoksun, esir olarak tutuluyor ve dünya hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek şekilde haksız ve hukuksuz olarak yargılanıyoruz. Masum insanların tutuklanmasına, 15-20 yıl ceza ile yargılanmasına, bir insanın yüreği nasıl olur da isyan etmeden katlanır? Bu nefret niye? Bu düşmanca uygulamanın nasıl haklı bir sebebi olabilir?'' diye konuştu.



TSK küçük düşürülmeye çalışılıyor

Ordunun komuta kademesinin tasfiye edildiğini söyleyen Balanlı, TSK'nın kötülenmeye, mensuplarının da küçük düşürülmeye çalışıldığını belirtti.

Yargılamanın adil yürütülmediğini, iftiraya uğradıklarını ifade eden Balanlı, Nisa Suresi'nde geçen ''Kim de bir hata veya günah işler sonra da onu bir suçsuza atarsa, o, iftira ve büyük bir günahı yüklenmiş olur'' mealindeki ayeti okudu.

Balanlı, ''Haksız yere iftira ile suçlanan insanlar, bir anda çalmadan 'hırsız', öldürmeden 'katil' veya aklından bile geçmediği halde 'darbeci' oluverir'' dedi.

''İhtimalat Planı''

İddianamede yer alan ve almayan bilirkişi raporlarına değinen Balanlı, sanıkların lehine çok ciddi bulgular ifade eden raporların görmemezlikten gelindiğini, hem Gölcük, hem de Eskişehir'deki aramalar esnasında, kayıt alma işlemlerinin yapılmasında, evrensel hukuk kurallarına uyulmadığını söyledi.

İddianamede yer alan Şubat 2003 tarihli ''İhtimalat Planı'' isimli belgeye değinen Balanlı, Fırtına'nın 10 Şubat 2003 tarihli sözlü emrine istinaden ''Oraj Harekat Planı''nın muhtemel başarısızlığına yönelik ''İhtimalat Planı'' çalışmalarına başlandığı, bu planın çalışmalarına da kendisinin 3 Mart 2003 tarihli sözlü direktifiyle başlandığının öne sürüldüğünü anlattı.

Balanlı ''Öncelikle ben, Fırtına'dan böyle bir direktif almadım ve benim adımın açıldığı imzasız belge de bana ait olmayıp tamamen sahte dijital bir kayıttır. Kimseden de herhangi bir evrak veya elektronik ileti almadım'' diye konuştu.

Fırtına'nın sözlü direktif tarihi ile ilgili olarak polis tespit tutanakları ile iddianamede yer alan tarihlerde çelişkiler olduğunu dile getiren Balanlı, Gölcük Donanma Komutanlığından elde edilen 5 no'lu hard disk içerisindeki kendisi tarafından hazırlandığı öne sürülen ''İhtimalat Planı'' ile ilgili belgedeki yazıda da 17 ve üst verisinde ise 5 olmak üzere toplam 22 hata bulunduğunu söyledi.

Balanlı, ''İhtimalat Planı'' hazırlıklarının genel koordinatörü olarak görevlendirildiği, bu vazifeyi kabul ettiği ve bu yönde çalışmalara başladığının yazıldığı belgenin geçerli kayıtlara ve imzaya sahip olmadığını, dijital kayıt hataları nedeniyle de ''manipülatif'' olarak hazırlandığını söyledi.

''Suga Harekat Planı'' kapsamında tutuklu sanıklardan emekli Oramiral Özden Örnek'in kontrol ve koordinesinde yürütülen çalışmaların, istifade edilmek üzere kendisine gönderildiği iddiasına ilişkin de Balanlı, ''Benim 'Oraj Harekat Planı' ve 'İhtimalat Planı'nda genel koordinatörlük görevi üstlendiğim, hem de 'Suga Harekat Planı'nın hazırlayıcıları ile işbirliği içerisinde olduğum kanaatine varıldığı' iddia edilmiştir. Bu konuda deniz kuvvetleri personelinden tarafıma gösterilmiş hiçbir dijital kayıt veya doküman bulunmamaktadır. Ayrıca gönderildiği öne sürülen bu sözde dokümanların sahteliği konusunda bir kısmını benim de belirttiğim çok sayıda kanıt bulunmaktadır'' diye konuştu.


Odatv ve ÇYDD

Ayrıca Odatv'den elde edilen hard disk içerisinde, hakkında yorum yapılan bir bilgi notunun ele geçirildiği, yine Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Kadıköy Şubesinde yapılan aramada elde edilen hard disk içerisinde de isminin geçtiği ve yorumda bulunulduğunun iddia edildiğini hatırlatan Balanlı, şöyle devam etti:

''Odatv yöneticilerini, çalışanlarını ve notta ismi geçen şahsı (Yalçın Hoca) tanımıyorum. Hayatım boyunca kendilerini ne gördüm, ne de herhangi bir vasıta ile haberleştim. Bu notun gerçekliği ve ne anlama geldiği bu kişilerin kendilerine sorulmalıdır. Aynı şekilde ÇYDD Kadıköy Şubesinde ele geçirildiği öne sürülen bir hard disk içinde de hakkımda bazı yorumların bulunduğu bir kayıttan bahsedilmektedir. ÇYDD ile herhangi bir temasım olmamıştır.

Bilvanis Çiftliği ile ilgili olarak dosyada adıma imzaya açılmış bir belgede, çiftliğin mevcut detaylı hava fotoğraflarının incelenmesi ve emir verildiğinde havadan yere taarruzlar icra etmek üzere ayrıntılı hedef analiz çalışması yapılacağına dair bilgi verildiğim iddia edilmiştir. Bilvanis Çiftliği konusunda da bana yöneltilmiş olan tüm iddiaları reddediyorum. Benim 1. Hava Kuvveti Komutanı olarak görev yaptığım Ağustos 2006-Ağustos 2009 tarihleri arasında herhangi bir keşif uçuşu yapılmamıştır.''

Balanlı, ''Türk ve dünya kamuoyuna yargılama yapılıyormuş görüntüsü altında, TSK aleyhine bir oyun sergilenmektedir'' diyerek savunmasını tamamladı.

Duruşma, Balanlı'nın avukatının savunmasıyla devam ediyor. (Cumhuriyet)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.