AKCİĞER KANSERİNDE 'KOMBİNE TEDAVİ'

Akciğer kanseri tedavisine, kemoterapi ve radyoterapiye immünoterapinin de eklenmesiyle hastaların sağ kalım oranlarında üç kat artış sağlandığı bildirildi.

AKCİĞER KANSERİNDE 'KOMBİNE TEDAVİ'
 AKCİĞER KANSERİNDE 'KOMBİNE TEDAVİ'


Akciğer kanseri tedavisine, kemoterapi ve radyoterapiye immünoterapinin de eklenmesiyle hastaların sağ kalım oranlarında üç kat artış sağlandığı bildirildi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. İsmet Bulut, yaptığı açıklamada, alerjik rinitin burunda akıntı, tıkanıklık, kaşıntı ve aksırık gibi semptomlara neden olan inflamatuvar bir problem olduğuna işaret etti.

Alerjik rinitin dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20-40'ını etkilediğinin tahmin edildiğini dile getiren Bulut, sorunun bölgeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini aktardı.

Doç. Dr. Bulut, sorunun görülme sıklığının giderek arttığını, farklı iklim koşullarının sorumlu alerjen çeşidini etkilediğini dile getirerek, "Bu nedenle bölgesel farklılar, görülme sıklığında değişikliğe neden olmaktadır. Bölgelere göre değerlendirildiği zaman en düşük sıklığın yüzde 16,1 ile Doğu Anadolu'da, en yüksek sıklığın ise yüzde 27,5 ile Marmara'da olduğu bildirilmiştir. Alerjik rinit sıklığının kentsel bölgelerde, kırsal bölgelerden daha sık olduğu yapılan çalışmalarda rapor edilmiştir." diye konuştu.

"Hastaları en çok burun tıkanıklığı rahatsız ediyor"

Doç. Dr. İsmet Bulut, sigaranın alerjik rinit gelişiminde iç ortam hava kirliliğine katkıda bulunan en önemli faktör olduğunu ve buna maruz kalmanın hem alerjik hastalığın şiddetini hem de alerjen duyarlılığını arttırdığını vurguladı.

Bulut, "Hapşırık, burun kaşıntısı, akıntısı ve tıkanıklığı, alerjik rinitte en sık görülen semptomlar arasındadır. Birçok hasta boğaz, kulak ve damak kaşıntısı da tariflemektedir. Duyarlı olunan alerjene maruziyetle semptomların tetiklenmesi tipiktir." dedi.

Alerjik rinitte en yaygın tetikleyici faktörlerin ev tozu akarı, küf sporları, evcil hayvan ve hamam böceği gibi yıl boyu karşılaşılan ev içi alerjenlerle, polen veya mantar gibi ev dışı etkenler olduğunu vurgulayan Bulut, bazı bireylerin ev içi, bazılarının da özellikle ilkbaharda ve mevsim geçişlerinde şikayetlere neden olabilen ev dışı alerjenlere duyarlı olabildiğini aktardı.

Bulut, burun tıkanıklığının, alerjik rinitte hastaları en fazla rahatsız eden semptom olduğunu anlatarak, alerjik rinitin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini kaydetti.

"Alerjen spesifik immünoterapi ile tam kontrol sağlanıyor"

Alerjik rinitin en sık karşılaşılan kronik hastalıklardan biri olduğunu ve bu olumsuz etkilerin getirdiği ekonomik ve sosyal yükün de önemli bir sorun olduğunu aktaran Bulut, ayrıca sorunun başka hastalıklarla da karıştırılabildiğini söyledi.

Doç. Dr. Bulut, özellikle viral enfeksiyonların belirti ve bulgularıyla alerjik rinit kliniğinin benzerliğinin, alerjik rinit tanısının atlanmasına neden olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Özellikle sık sık nezle olma, sık aralıklarla üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme yakınması olan hastalarda alerjik rinit olabileceği akla getirilerek, gerekli değerlendirmenin yapılması, duyarlı alerjenin tespit edilmesi çok önemlidir. Böylece gereksiz antibiyotik kullanımının da önüne geçilebilir. Özellikle viral enfeksiyonların belirti bulgularıyla alerjik rinit kliniğinin benzerliği, alerjik rinit tanısının atlanmasına neden olmaktadır. Sıklıkla ateş, halsizlik ve kas ağrıları gibi semptomların olması, burun kaşıntısının olmaması ve tablonun 7-10 gün içinde gerilemesi akut enfeksiyonu düşündürmelidir. Bakteriyel sinüzitte, yüz ve baş ağrısı, basınç hissi, pürülan burun akıntısı ve sürekli burun tıkanıklığı bulunabilir. Ayrıca ayrıntılı bir öykü alınmasıyla şikayetlerin yıl içindeki mevsimsel değişimi de sorgulanarak alerjik rinit ayrımı yapılabilir. Bu nedenle hastanın immünoloji ve alerji hastalıkları uzmanına yönlendirilmesi çok önemlidir. "

Şikayetleri olan hastalarda sorumlu alerjenin tespitine yönelik yapılacak deri ve kan testlerinin değerlendirilmesiyle tedavinin düzenlenebileceğini belirten Bulut, bu sayede hastaların şikayetlerinin kontrol altına alınabileceğini kaydetti.

Doç. Dr. Bulut, ev içi alerjen kaynaklarına yönelik alınacak korunma önlemlerinin hastalık kontrolünün sağlanmasında önemli bir aşama olduğuna işaret ederek, "Kontrollerde tedavi ve önlemlere rağmen şikayetleri devam eden seçilmiş hastalarda alerji ve immünoloji uzmanı hekimlerce uygulanan alerjen spesifik immünoterapi (alerji aşısı) ile hastalığın seyri tamamen değişmiş olup, tam anlamıyla kontrol sağlanabilmektedir." bilgisini verdi.

İsa Kırım

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER