İRAN VE AMBARGOLAR
Komşularımız ile sorunları sıfırlayacağız diye umarken yakında nerede ise hiç komşusuz kalacağız.
Batılı ülkeler aralarında ne kadar problem yaşanırsa yaşansın çıkarları örtüşünce mutlaka anlaşıyorlar. Bizler ise aramızdaki dostluklar ne derece güçlü olursa olsun kavga etmek için bahane arıyoruz.Vaziyet böyle olunca başkaları gelip bu bahaneleri fark edip bizleri birbirimize kırdırıyor.Açıkça görülüyor ki batı İslam ülkeleri içerisindeki karşıt kutupları çok iyi kışkırtarak(kaşıyarak)onları içerden vurma planını başarıyla uyguluyor.Bu arada da uluslar arası mecrada sular iyice ısınıyor.Türkiye olarak durumu iyi okuyup adımlarımızı temkinli, güçlü ve hızlı atmalıyız.
AB ekonomik krizlerle boğuşurken, ABD de eski ekonomik gücünü yitirirken Çin ekonomik atağa geçmiş bulunmaktadır. İran da Çin’in ekonomisine enerji pompalamaktadır. İran’ın can damarı Enerji sektörü ; ticari faaliyetlerini kolaylaştıranda bankacılık sektörüdür. Rusya’nın silah, savunma sanayi ve nükleer santrallerin inşasında, Çin’in de petrol ve doğalgaz sektöründe İran la yakın ilişki ve irtibatları bulunmaktadır.
17 Mayıs 2010 da İran nükleer yakıt takasının İstanbul’ da yapılmasını kabul etmiş ama ABD batılı ülkeler son anda bu işten caymışlardır. Tamda Türkiye’ nin İran ile BM daimi ülkeleri arasında arabuluculuk yaptığı sırada sular ısınmaya başlamıştır.
Nedir bu İran’ın ABD ve Batı dan çektiği….
Tablo incelendiğinde Suriye’de Esad’ın en büyük destekcilerinin Rusya ve İran olduğunu görüyoruz.İran’a uygulanan gelenekselleşmiş ambargoların sonuncusu AB de onaylandı.AB İran dan ham petrol ithalatına ve İran merkez bankasının AB sınırları içindeki mal varlığının dondurulmasına ve faaliyetlerinin sınırlandırılmasına karar vermiştir.Amaç Ocak 2011 den beri boş kalan nükleer müzakere masasına İran’ ın bitap halde oturmasını sağlamak ve zincirleme olarak ta bunun meyvelerini toplamaktır.
Kanaatimce ambargonun yansımaları peşpeşe olacaktır. İran ekonomik olarak boğulacak ; ülkede iç karışıklıklar yaşanacak ve dolayısıyle Esad’a yeterince destek veremeyecek, Suriye’de rejim batı yanlısı İktidarın eline geçecektir. Suriye’de rejm batı yanlısı iktidarın eline geçince en büyük darbeyi sadece İran değil hem Rusya hemde Çin alacaktır.Bu durum Rusya’yı bölgede siyasi olarak, Çin’i de ekonomik olarak bitirir. Dolayısıyla Çin’ in yükselişide kontrol altına alınmış olur.
İran hedef tahtası olmaya mahkumdur.Cezayir de ve Suriye’de İslamcıların iktidara gelmemesi demek batı nazarında Arap baharının eksik kalması demektir. Esad’ın kalması İranın dahada güçlenmesi demek ;güçlü bir İran da Irak’ ın geleceğinde söz sahibi ve dolaylı olarakta Lübnan daki dengelerin korunması demektir.
Velhasıl İran’a karşı son ambargo hakkıyla uygulanabilirse hegomanyacı güçler bir taşla iki kuş vurmuş olacaklardır.
Gülşen Yiğit