Hayatımı değiştiren ATATÜRK’TÜR…

Hayatımı değiştiren ATATÜRK’TÜR…

Belki de hayatın farklı kesitinde görev alan bir figürandı. Fakat kendi hayatının kahramanı olduğu kesindi. Hayat zorluklarının her insanın kapısını çalacağını, kimi kumar oynayarak dumanlarını dağıtır, kimi dua ederek diyen ve her nefes alışının arkasına ‘’Şükür’’ kelimesini kalbinden geçiren biri.

Yerlerinden yurtlarından edilen, Doğu Türkistan zulmünün bitmesi için her an dua eden, Dünya’da ki birçok devletin Müslüman ülkelerden ve Müslüman insanlardan ne istediklerini anlamaya çalışan, Türk olmak ve Müslüman olmak bir Şereftir diyen Doğu Türkistanlı bir Anne.

Dört çocuğunu okutmak için varını yoğunu ortaya koyan, iyi ve düzgün bir insan olmak için uğraşan, ayaklarının üzerine sağlam basmanın nedenli önemli olduğuna değinen ve her bilinen doğruyu her yerden söylememek gerek diyerek insanların ne kadar yalancı olduğunu bilen bir kişilik…

O bir Kazak Türkü…
O bir Anne…
O sadece bir İNSAN…

3 aylık bir dönemde tanıdığım bir ve siz değerli okuyucularımız adına keyifli bir söyleşi gerçekleştirdiğim göçmen bir hayat…

Hoş bizim çayımızda vardı…

Buyurun bakalım…

Yıldız CEDİK Kimdir?


Aydın Üniversitesi Halkla İlişkiler eğitimini alan CEDİK şu anda özel bir şirkette Halkla İlişkiler Uzmanı olarak görev yapmaktadır.

Türk Birliği adına ve Yayıncılık adına birçok çalışması mevcuttur. Türkiye’de ki yedi bağımsız Türk Devletleri Dernek ve Vakıfları ile yakından ilgilenen CEDİK şu anda bu görevine istinaden Türk Birliği üzerine çalışmalar yapmaktadır.

Yeni bir proje olan ‘’Menebra Dergisi’’ Halkla İlişkiler Uzmanlık görevini üstlenen CEDİK bu projeden kısa zamanda önemli işlere imza atacaklarını bildirmektedir.

Doğu Türkistan kökenli Manisa / Salihli 1976 doğumlu olan CEDİK evli ve dört çocuk annesidir.


Kısaca şu an ki gelmiş olduğunuz noktaya kadar olan zamanı dinlesek?

İlk iş hayatıma bir pastanede başladım. Bulaşık, tezgahtar gibi bütün mamullere yardım edecek şekilde çalışmalarımı sürdürdüm. Çalıştığım süre içerisinde insan ilişkilerini, ticareti ve esnafçılığın nasıl yapıldığını öğrendim. O mesleklerde çalışmamın hayat açısından bana çok getirisi oldu.

Kitaplar sayesinde ilerledim…

Yalnız bir şeyi eksik etmedim, kitap okumayı. Kitap okuyarak kendimi geliştirmeye çalıştım.  Baktım ki yapabileceğim birçok iş var, tecrübem var bu yüzden yeni işler bakmaya başladım. Devlete ait bir okulda idari işlerden sorumlu görevli olarak işe başladım. Bütün memurların ve okulun organizasyon işlerini ben yürütüyordum. Okuyarak kendimi geliştirmeye ve cahil insanlar karşısında kendimi hiç ezdirmemek için okumaya devam ettim.

Okumuş cahiller gördüm…

Çalışmış olduğum Devletin kademelerinde benim okuduğum kitapların en az ikisini okumayan, sadece maddi durum için çalışan eğitimciler gördüm. Ve bu insanları gördükçe kendimi geliştirmek için çalıştım, çabaladım ve hala çalışıyorum.

Açık öğretim dönüm noktam oldu…

Üniversite okumak önemli ve düzeyli yaşamanın ilk adımıdır.  Eğitim ilk adım attığım nokta oldu. Okuduğum bölümde insan ilişkileri üzerine olunca kendi eksikliklerimi ve çevremdeki insanların eksik ve fazlalıklarını kendime ders bildim.

Daha sonra eğitimden yayıncılık alanına geçiş yaptım. Yazmanın ve insanlara yazarak bir şeyler anlatmanın hazzı bende çok farklı duygular oluşturdu ve bu alanda yapabileceklerimin doluluk oranlarını okuduğum bölümle ilişkili olarak faydasını gördüm. İstanbul ilinin önemli şirket ve okullarında önemli kademelerinde görev alarak hayatıma maddi ve manevi kazanç sağladım.

Öğrendiğim tek şey İnsanlık oldu…

Hayattan öğrendiğim tek şey maneviyatın maddiyattan daha çok önemli olduğu ve ne kadar para verirseniz verin kişilik kavramının her hangi bir maddiyatla satın alınamayacağını öğrendim.

Küçük yaşta evlenmeyin, evlendirmeyin!


Küçük yaşta evlenmenin olumlu ve olumsuz yanlarını gördüm…

Evlenmek ağır adımlarla ve kesin verilen kararlarla yapılması gerekir.  17 yaşında anne oldum fakat hiçbir zaman karamsarlığa düşmedim. Hayatta ki zorluklar kapımdan hiç eksik olmadı. Eşimin ve evlatlarımın desteği ile bütün manevi sorunlarımı aşmaya çalıştım. Doğum yaptığım sırada ölümcül tehlikeme rağmen, o masadan kalkamayacağımı bilerek eşimden son isteğim evlatlarıma bakması oldu…

Sadece evlatlarım için…

Hedeflerimi büyük tutmamın tek sebebi evlatlarıma bırakacağım güzel ve yararlı mirasın olmasıdır. Okuduğum kitaplar ile küçük bir kütüphane oluşturdum ve benim çocuklarıma bırakacağım en güzel ve yararlı miras o kütüphane olacaktır.

Atatürk’ün hayatından etkilendim ve şu an buradayım…


Çaycılık ile başlayan bir hayattan Mustafa Kemal ATATÜRK sayesinde faydalı bir insan olduğumu ve birçok iş başarabileceğimi gördüm. Ondan öğrendiğim tek şey İnsan olduğunun farkına varması ve egolarının hırsının olmayacağıdır.

Tek hayalim Manebra’yı çıkarmak.

Bir dergi çıkarmak istedim. Öyle konular işlenmeli, o kadar önemli bir iş olmalı ki, olumsuzlukları bitirmek için araç olarak kullanmalıydım. Yazmak, yazdırmak, okumak ve okutmak… Bu dört eylem umarım Manebra’da olacak…

Manebra’nın açılımı nedir?

Manebra Lazca bir kelime. ‘’Arkadaş’’ demek. Hikâyesi çok başka. Beni etkiledi ve okuyucuları da etkileyeceğini düşünüyorum. Buna inanıyorum.

Cahil insanlar sizin kamçınız olmalı…


Oturduğu makamın sadece kendi şahsına faydalı olan fakat çevresindekilere zararı olan birçok insan gördüm. Bu durum beni her geçen gün kamçıladı ve ilerlememe sebep oldu.

Hayatta en önemli 3 duygu sizce nedir?

Sevgi…

Sevmek…

En önemlisi ise Sevilmek!
 
Hayatım boyunca unutamayacağım bir kişi var diyebiliyor musunuz?

Evet. Üç aylık bir dönemde tanıdım kendisini. İnsanları kırmayan, incitmeyen, yazmanın ve okumanın büyük bir veli nimet olduğunu irdeleyen, hayatının daha başında olan bir insanın neler başarabileceğini, hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın şükretmeyi bilen, karşısına çıkan birçok boş insanın onun hayatında onu biraz daha asil bir insan yaptığını gördüm.

Bana söylediği bir söz beni daha çok çalışmaya itti…

‘’Bir hayalim vardı, hayallerimin önünde kimsenin durmaması’’


Adı Özlem Ilgaz…


Şu an da olduğunuz yer yeterli mi?


Hangi mertebeye gelirseniz gelin, hangi merdivenlerden çıkarsanız çıkın zirve diye bir şey yoktur. Mutlaka yapabileceğinizin bir üst kademesi vardır.

En çok kızdığım cümle ‘’ Ben hiçbir şey yapamam ‘’

Herkes ilk önce iyi bir İnsan, iyi bir eş, iyi bir evlat, iyi bir baba ve iyi bir anne olmalıdır. Bu kavramların önemli çok büyük ve kalıcıdır. Durduğunuz yerden ilerlemek istiyorsanız adım atmanız gerekmektedir.

Kaybetmeden asla kazanamazsınız…

Kaybetmeyi bilmeyen bir insan, yararlı ve faydalı bir birey olamaz. Kaybettim ki şu an buradayım…

Kazanmanın keyfi bir başka…


İnsan topluluğunda görmüş olduğunuz eksiklikler nelerdir?

Eğitim. Tek kelime…

Şu an iyi bir nesil yeniştirildiğine inanmıyorum. Teorik olarak verilen bilgiler tamamlayıcı unsur değil.

Örf ve adetler yok olmak üzere…

Toplum olarak körleşmekteyiz. İyi eğitimcilerin az olduğu kanaatindeyim. Çocuklara geçmiş tarih iyi öğretilmemekte.

Ve Bencillik…

Bencillik biz insanların bütün duygularını hapsetmiş ve bitirmiş durumda.

Başka bir meslek hakkı sunulmuş olsa idi ne olmak isterdiniz?


Beyin cerrahı olmak isterdim.

Babama çok düşkün bir kızdım. Babamın rahatsızlığı sebebi ile babamı kurtarmak düşüncesi ile doktor olmak istedim. Kanser rahatsızlığı varmış. Başı da çok ağrırdı ve ben kanser olduğunu bilmediğim için sırf o baş ağrısı çekmesin diye Beyin Cerrahı olmak istedim…

Babamı ben kurtaracağım diyebilmek bile güzel.



Değerli okuyucularımıza son olarak ne söylemek isterdiniz?

Mahatma Ghandi’nin çok güzel mısraları var hayata dair…

‘’Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…’’

Eee doğu diyor Yıldız hanım…

Fazla söze gerek var mı?

Kalın sağlıcakla….

ozlemilgazoz@gmail.com
















YORUM EKLE

banner110

banner109