KILIÇDAROĞLU 'A Takımı'nı açıkladı.

KILIÇDAROĞLU 'A Takımı'nı açıkladı.

KILIÇDAROĞLU  'A Takımı'nı açıkladı.
CHP'nin kurultay sonrası ilk Parti Meclisi bugün toplandı. Genel Merkez'de yaklaşık 5 saat süren toplantıda CHP'yi 2011 seçimlerine taşıyacak "A Takımı" belirlendi. Partinin yeni Genel Sekreteri, Deniz Baykal'a yakınlığıyla bilinen Bilhun Tamaylıgil oldu.

 CHP'nin 15. Olağanüstü Kurultayı'nda seçilen yeni Parti Meclisi ilk toplantısını, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, parti genel merkezinde gerçekleştirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin yeni Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) açıkladı.
 
CHP'nin yeni MYK'sı şu isimlerden oluşuyor:

Genel Sekreter: Bihlun Tamaylıgil

Örgütlenme ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gürsel Tekin

İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Hurşit Güneş

Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Süheyl Batum

Partinin Tanıtımı ve Basın ve Propagandadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Erdoğan Toprak

Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Volkan Canalioğlu

İşçi Memur Sendikaları ve emekliler ve emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: İzzet Çetin

İşveren Sendikaları Meslek Kuruluşları ve diğer sivil Toplum Kuruluşlarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Umut Oran

Dış İlişkiler ve Yurtdışı Örgütlenmelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Osman Korutürk

Kadın Örgütlenmesi ve Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gülsüm Bilgehan

Gençlik Örgütlenmesi ve Gençlik Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Engin Altay

Ekonomik ve Mali Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Faik Öztrak

Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Alaattin Yüksel

AR-GE; Bilim Yönetim ve Kültür Platformundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Sencer Ayata

Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Sena Kaleli

Bilişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Emrahan Halıcı

İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Sezgin Tanrıkulu,

 

MYK'de 10 yeni isim

CHP'nin 3 yeni görev alanı belirlenen yeni Merkez Yönetim Kurulu'nda (MYK) 10 yeni isim yer alırken eski MYK'dan 7 isim liste dışı kaldı.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin yeni yönetimini açıkladı. CHP'nin 14 kişilik eski MYK'sinden 7 isim yeni listede yer alamadı. 3 yeni alana da 3 yeni Genel Başkan Yardımcısı atandı.
Erdoğan Toprak, Volkan Canalioğlu, Osman Korutürk, Gülsün Bilgehan, Engin Altay, Faik Öztrak, Sena Kaleli, Emrehan Halıcı, Sezgin Tanrıkulu ve Bihlun Tamaylıgil MYK'deki yeni isimleri oluştururken Gürsel Tekin, Hurşit Güneş, Süheyl Batum, İzzet Çetin, Umut Oran, Alaattin Yüksel ve Sencer Ayata MYK'deki yerlerini korudu. Süheyl Batum Genel Sekreterlikten Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı'na kaydırılırken önceki MYK'de Ekonomik ve Mali Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yapan Umut Oran, yeni belirlenen İşveren Sendikaları, Meslek Kuruluşları ve Diğer Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirildi. MYK'ya yeni giren ve Deniz Baykal'a yakınlığıyla bilinen Bihlun Tamaylıgil ise Genel Sekreter oldu.

Önceki MYK'dan Mesut Değer, İsa Gök, Oğuz Oyan, Melda Onur, Didem Engin, Mehmet Ali Özpolat ve Mehmet Zeki Gündüz ise yeni MYK'de görev alamadı.

Önceki MYK'de görev alan 2 kadın üye de listedışı kalırken yeni MYK'de 3 kadın üye yer aldı.


Kılıçdaroğlu toplantıdan önce konuştu

CHP lideri toplantı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, kurultayı gerçekleştirdiklerini ve PM'nin seçildiğini anımsatarak, PM'yi eskiye oranla çok daha işlevli bir hale getireceklerini söyledi. PM'nin doğrudan partinin projelerine katkı vereceğini belirten Kılıçdaroğlu, projelerin oluşmasında PM'nin önemli bir görevi olacağını bildirdi.

PM'de ''aile sigortasını'' bütün boyutlarıyla tartışacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Bazı çevrelerin merakla beklediği 'acaba bu projelerin finans kaynağı var mıdır, yok mudur?' diye tartıştıkları konulara da açıklık getireceğiz. Göreceksiniz bizim her söylediğimiz sözün mutlaka belli bir ağırlığı vardır. Mutlaka bütün ayrıntılarıyla düşünülmüştür ve kamuoyuna öyle taahhütte bulunulmuştur. Bunu bugün aile sigortası -ki bizim sözlerimiz arasında, maddi açıdan en büyük rakamı oluşturan projedir aile sigortası- ayrıntılarını PM'de görüşüp onların da düşüncelerini ve katkılarını alacağız.''

Kılıçdaroğlu, işveren sendikaları ve meslek odalarını bir genel başkan yardımcısına işçi ve memur sendikalarıyla, emeklileri bir başka genel başkan yardımcılığına bağlamak istediğini bildirdi.

Bir gazetecinin ''Celal Bayar Üniversitesi'nde öğrenciler, Rektör (Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli) tarafından azarlandılar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Bir yöneticinin rektörün, gençlere toleransla davranmaması, onların bir anma etkinliğine oldukça sert sözlerle engel olması üniversiteye yakışmaz. Üniversiteler özgürlük mekanlarıdır. Özgürlüğün olmadığı yerde bilim de olmaz. İnsanlık yetişmez...Bir rektörün gençlere kızıp 'siz susun ben sizin yerinize düşünürüm' anlayışıyla hareket etmesi oranın üniversite olmadığını gösterir, o rektörün de rektör olmadığını gösterir, bilim adamı olmadığını gösterir.''
 

''Başbakan'ın sessiz kalmasını bir türlü anlayamıyoruz''

''İki dil tartışması yaşanıyor, son olarak Güney Doğu'da ayrı bir bayrak ve özerklik. Kısmen düşüncelerinizi açıkladınız ama acaba bu konuyla ilgili CHP'nin düşüncesi nedir?'' şeklindeki soru üzerine de Kılıçdaroğlu, ''Bizim bir bayrağımız var, şehitlerimizin kanıyla sulanmış. Göndere çekilirken hepimiz saygı duruşunda bulunuruz, bu bayrak ne benim bayrağım ne başkasının bayrağı. Bu bayrak ulusun bayrağı, bu ulusun her parçası bu bayrağın sahibidir. Her kişi bu bayrağın sahibidir. Farklı bir bayrak tartışmasını yapmak bile doğrusunu isterseniz bizim onurumuzu kırıyor, böyle bir şey düşünülemez. Doğru da değildir.''

Kılıçdaroğlu, ''dil konusunda ise'' şunları söyledi:
''Anadil yasağının kaldırılmasıyla ilgili olarak ilk yasa teklifini veren CHP'dir. Ama dilimiz Türkçe'dir, resmi dilimiz Türkçe'dir. Resmi dilin yanına başka bir dili koymak, doğru değildir, ülkeyi böler, ayrıştırır. Belçika örneği önümüzde duruyor, aynı kökten gelen insanların farklı dili konuştukları için bölündüklerini görüyoruz. Bu tablo önümüzde dururken, farklı bir dili Türkçe'nin seçeneğiymiş gibi ortaya koymanın doğru olmadığına inanıyoruz. Bu konuda özellikle sayın Başbakan'ın sessiz kalmasını da bir türlü anlayamıyoruz. Gerçi kendisi ülkeyi pazarlamakla görevli olduğunu daha önce açıklamıştı. Ülkeyi pazarlamakla görevli bir Başbakan'ın bu olaylara sessiz kalması 'acaba perde arkasında yapılan görüşmelerin bir sonucu mudur?' diye bir kaygıyı da gündeme getiriyor.''
 

AYİM kararı ve Cumhurbaşkanlığı yatı

Kılıçdaroğlu, ''Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin bir kararı var, 3 askerle ilgili bu konuda bir değerlendirmeniz olacak mı?'' yönündeki soru üzerine, ''Biz bir hukuk devletiyiz, hukuk devletinde yargı kararları uygulanır. Anayasanın emri bu verilen yargı kararlarına sizde uyacaksınız. 'Benim arzu ettiğim şekilde karar verdi, ben alkışlayayım. Arzu etmediğim şekilde karar verdi, ben o kararın üzerine gideyim' diye hukukta mantık olmaz. Hukukun üstünlüğüne inanan bütün toplumlar yargının verdiği karara kendi kuralları ve zaman içinde uyarlar. Uymakta zaten zorunludur, uymayanlar görevlerini kötüye kullanmış olurlar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''Cumhuriyet tarihi boyunca Cumhurbaşkanlığı'nın ikinci bir yatı hazırlanmak üzere, 2011'de suya indirilecek. 35 milyon TL'ye mal olacağı söyleniyor, önceki Cumhurbaşkanı bunu ertelemişti, lüks olacağı gerekçesiyle...Sizin düşünceleriniz nedir?'' sorusuna da ''Eğer bu ülkede işsizlik bu boyutlarda ise, binlerce çocuk gece yatağa aç giriyorsa, bir ülkenin Cumhurbaşkanı o yatta gezemez'' yanıtını verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PM öncesi yaptığı açıklamada, resmi dilin yanına başka bir dili koymanın Türkiye'yi böleceğini belirtirken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda sessiz kalmasını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, "Kendisi ülkeyi pazarlamakla görevli olduğunu daha önce açıklamıştı. Ülkeyi pazarlamakla görevli olan bir Başbakan'ın bu olaylara sessiz kalması 'Acaba perde arkasında yapılan görüşmelerin bir sonucu mudur' diye bir kaygıyı da gündeme getiriyor" diye konuştu. 
                       ATAŞEHİRLİYİZ.NET


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER