Dilenci değil Direnen ol!



 Dilenci değil Direnen ol!


Kısa günün kârı…

Güzel bir pazar gününü değerlendirmek için sportif kıyafetler ışığında sözleştiğim arkadaşımla Taksim meydanında buluşmaya doğru yol alırken ben, günün vermiş olduğu rahatlıktan olsa gerek bugün gönlümce eğlenip, gezeceğim düşüncesini de heybeme alarak evden çıktım.

Maksat gezip, sohbet etmek idi…

Taksim’den başlayan yürüyüşümüz Eminönü ve sonrasında Kadir Has Üniversitesi derken Haliç kıyısında oturup arkadaşımın yapmayı planladığı Doktora üzerinden konuşuyorduk. Kazakistan’da Manas Üniversitesi’nde okuduğu dönemdeki zorluklardan bahsederken üşüdüğümüzü anladığımız anda sıcak bir çay içmenin bize ne kadar çok fayda sağlayacağını düşündük.

Üşümek, çay ve sohbet…

Gezgin çay ve kahve satan satıcı insanları gördükçe ben;

-Bu insanlardan her hangi bir şey alınır mı? Diye kendi kendime hep düşünmüşümdür.

Bir tane delikanlı yüzü gözü gayet temiz bizlere çay ve kahve servisi yaparken arkadaşım kendisine bir soru yöneltti.

Konuşma aynen şöyle;

-Mesleğin nedir?
-Garsonum
-Memleket nere?
-Malatya…  Der ve ekler delikanlı…

- Ben Liseyi okuyorum ve bitireceğim… Onun için iki iş birden yapıyorum…

Bizler çayımızı ve kahvemizi yudumlarken ne zor şartlar altında okuma savaşı veren evlatların olduğunu gördükçe ülkenin gerçekten iyi durumda olmadığını bir kez daha vurguluyoruz bir birimize bakarak.

Tabi çay ve kahve satışını tek bir kişi yapmıyor. Biz çaylarımızı yudumlarken yanımıza 40 yaşlarında çay ve kahve satışı yapan bir başka kişi geliyor. Gülümsüyor ve selam veriyor. Ellerimizde çayların olduğunu görünce tam karşımızda durup şu cümleleri aktarıyor;

-Siz ne zaman Üniversiteyi bitirip meslek sahibi olursanız biz o zaman rahat ereriz.



-Ben Tunceliliyim ve Lise mezunuyum. Görünüşüme baksanız belki insan yerine koymazsanız, siz benim kardeşimsiniz. Bu ülkeyi hatta dünyayı sizin gibi gençlerin yetiştirmesini diliyorum. Bu işte benim kısmetim. Cahil olabilirim ama tek bir amacım var;

Dilenen değil Direnen olmak!

Afiyet olsun der ve gider…

Yani uzun lafın kısası ekmek taştan da çıkıyor ağabeycim.

Direnen kişilerin asil olduğuna bir kez daha inanıyor, okumuş, belirli bir makama gelmiş bazı adamları konuşmuş olduğumuz bu ağabeyimizin yanına yakıştırmıyoruz bile.

Neden mi?

Çünkü o bazıların hepsi Dilenen!

Asil olan ise Direnmeyi seçen çay ve kahve satan ağabey…

Yani üniversite okumak bir şey ise, hayatı okumak çok şey…

Güzel bir Pazar gününü boşa geçirmemenin huzuru ile belki de bir daha göremeyeceğim o insanların söylediklerini heybeme alıp eve döndüm…

Sanırım doktorasını yapacak olan can dostum Gökhan ise şu an harıl harıl çalışıyordur…

Ve iddiaya girerim tam karşısında duvarın en üstüne yazıp asmıştır bu önemli kelimeyi…

Dilenen değil Direnen ol !!!

Özlem Ilgaz…


ozlemilgazoz@gmail.com





YORUM EKLE

banner110

banner109