DEPRESYON VE YALNIZLIĞIN ÇARESİ

DEPRESYON VE YALNIZLIĞIN ÇARESİ

Bilinen bir gerçektir ki; insanların kariyer sahibi olması, güzel ve çekici bir görünüme sahip olması, kalabalık bir arkadaş çevresinin olması, enerjik ve yaşam sevinci içerisindeymiş gibi görünmesi onların yalnız hissetmelerinin önüne geçemiyor.

Vicdanen rahatsız olmalarına rağmen pek çok kişinin saatlerini facebook, tweeter gibi sosyal paylaşım sitelerinde harcamaları bunun en bariz örneği aslında. Başkalarının hayatlarına -bu şekilde de olsa- dahil olmakla mutlu oluyor insanlar. Kendisini takip eden, fotoğraflarını yazdıklarını beğenen bir kişinin daha çıkması ile içten içe çocukça bir sevinç duyuyorlar. Hatta trajikomik ama; 'ben onun paylaştığını beğenirsem o da benimkileri beğenir' diyerek bunu bir çıkar ilişkisine çevirenler bile var. Duygularını bile sanal dünyada sanal bir şekilde yaşayan bu insanlar, kurdukları bu yapay ilişkilerin, yapmacık arkadaşlıkların, sahip oldukları sanal sosyalliğin, onları hiç doyuramadığının farkına vardığındaysa, aslında hep içinde oldukları yalnızlıklarıyla başbaşa kalıyorlar. Saatlerini kaybetmiş olmanın verdiği huzursuzluk da cabası.

Bir paylaşımında mükemmel dostlara sahip olduğunu vurgulayan, sıkı fıkı dost göründüğü insanlarla çok mutluymuş görüntüsü verdiği fotoğrafını paylaşan bir çok insan; bir gün sonraki paylaşımında yalnızlığı, insanlara güvensizliği anlatan fiyakalı bir özlü sözle karşımıza çıkıyor.

Kimileriyse bu yalnızlık hissinden kurtulmak için hayvanları kendine arkadaş olarak seçiyor. Pek çoğumuz beslediği köpeğine ya da kedisine sarılarak 'onlar insanlardan daha vefalı' 'o benim tek dostum' diyen birileriyle karşılaşmıştır. Elbette hayvanlar, Allah'ın yarattığı, şirinliği ile sevgi ve şefkat duygularımızı harekete geçiren munis canlılar. Herbiri sahip olduğu çeşit çeşit özelliği, süsü ve güzelliği ile insanın kalbini ferahlatıcı etkiye sahip birer nimet. Sahiplenilmeleri, bakılıp beslenilmeleri çok güzel. Sevgiyi, şefkati öğrenmek için bir vesile bize hayvanlar. Ancak normal hayatta etrafındaki insanlara karşı duyarsız olan, aç insanları doyurmaya gayret etmeyen, binlerce insanın katledilmesini hiç umursamayan kimi insanların beslediği köpeği için milyarlar harcamaktan çekinmemesi, kedisine nasıl şefkat gösterdiğini dillendirip durması ne kadar da yapmacık geliyor değil mi? Aslında hayvanlara olan sevgi ve ilgilerini sahip oldukları yalnızlıklarını örten bir fondöten olarak kullandıkları aşikar.

Annesinin göz renginden habersiz gençler, internette gördükleri kişilerin yüzleri hakkında dakikalarca yorum yapabiliyor. Aynı evde birbirlerinin problemlerinden habersiz karı koca, karşılıklı otururken ellerindeki telefondan ya da ıpadden, başkalarının üzüntülerine-sevinçlerine ortak olmaya çalışabiliyor. Birilerine aktif olarak iyilik yapmaktan, yanındaki insanlara bir çift güzel söz söylemektense, sanal iyiliklerle yetinebiliyor insanlar.

Elbette hepimizin hayatında bu yalnızlık duygusunu az veya çok yaşayan insanlar vardır. Yalnızlık özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda oldukça sık görülen ve

sinsice yayılan bir hastalık adeta. Etrafındakilerde de görüp normal gördükleri ve alıştıkları bu yalnızlık hissinin, patolojik olduğunu kabullenmeyen insanlar dolayısıyla çözüm arayışı içerisine de girmiyor.

Şüphesiz bu patolojik durumun en önemli sebebi insanların etraflıca düşünmemesi, neden yalnızım, neden çabalamama rağmen bir tatmin hissine varamıyorum, neden tam güvenecek kimse bulamıyorum, dünyaya neden geldim, neye inanıyorum, yaşama amacım ne, yaşamım amacıma uygun mu gibi soruları kendilerine sormamalarıdır. Allah için yaşamak, Allah'ın her an her yerde insana şah damarından yakın olduğunu bilmek, gerçek sevgiyi ve sevgiye olan ihtiyacı anlamak yalnızlık hastalığının tek tedavisidir. Diğer tedaviler ancak geçici çözüm olabilir. Aslında insanların pek çoğu sorulsa Allah'a inandığını, ahirete inandığını bu dünyanın geçici bir imtihan olduğunu söyleyecektir. Oysa düşünmedikleri için hayatlarını geçici emeller peşinde geçiriyor, malı parayı arkadaşı kariyeri çocukları vs. artırırsa mutlu olacağını sanıyor sonunda mutlu olmadığını farketse de aynı mantıkla düşünmeden benzer emeller için yaşamını devam ettiriyor.

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.(Kaf Suresi,16)

Müslüman ise Allah’ın her an onunla olduğunu, bir an bile yalnız olmadığını, her an kendisi için en hayırlı olanın biricik dostu Yaratıcısı tarafından yaratıldığını bilir ve bunu bilmenin verdiği huzur içerisindedir. Allah'ın hiç bir şeyi boş ve amaçsız yaratmadığını bilip hikmetleri görmeye çalışır şükreder. Şükrettikçe de üzerindeki nimetler artar.

“ALLAH, KULUNA YETERLİ DEĞİL Mİ? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.” (Zümer Suresi, 36)

YORUM EKLE

banner110

banner109