BAHARIN BAŞLANGICI: NEVRUZ !…

 BAHARIN BAŞLANGICI: NEVRUZ !…

Ergenekon'dan; 400 yıla yakın süren bir esaretten kurtularak, bölgesinde önemli uygarlıkların ve kültürlerin temelini atan TÜRK MİLLETİ'nin binlerce yıllık geçmişinden bizlere ulaşan önemli bir kültür ve miras da NEVRUZ Bayramı olmuştur.

TÜRK MİLLETİ'nin yeniden dirilişini ifade eden NEVRUZ, diğer adıyla ERGENEKON BAYRAMI; aynı zamanda TÜRK boyları açısından bir kaynaşma ve ortak bir mensubiyet adresi olma özelliğini taşımaktadır.

 Doğayla daha fazla iç içe, daha barışık ve doğal olayların daha çok farkında bir yaşamı benimseyen atalarımız, güneşin batışını doğuşunu kar yağmasını çeşitli geleneksel kültür unsurlarıyla karşılamışlardır. Daha doğrusu her halk kendi kültürel yaşamı içerisinde bir doğal olayı şenliğe dönüştürerek geleneksel hale getirmiştir. Nevruz ise daha büyük anlamlar taşıyan bir şenliği ifade eder. Hem düşsel, hem de katı gerçekçi bir anlamın kültürüdür Nevruz. Çünkü 21 Mart günü, Güneş etrafında dönen bütün gezegenlerin yörüngelerinde başlangıç noktalarına geldikleri, gece ve gündüzün eşitlendiği, bütün kültürlerde soğuk, kötü ve zorlu olarak kabul edilen “kış”ın bitip, “yaz”ın başladığı, doğanın uyandığı, üremenin ve üretmenin başladığı tarihtir.

 BAHARIN BAŞLANGICI: NEVRUZ !…

Hepinizin, hepimizin Nevruz Bayramımız kutlu olsun, mutlu olsun, mübarek olsun; Önümüzdeki yeni yıl, cümlemiz için, halkımız için, insanlık için bolluk olsun, bereketli olsun !..

Sözcüğün etimolojisine, çıkışına ve kökenine bakacak olursak, Nevruz Farsça bir kelime, malumları olduğu üzere Nev=Yeni, Rûz=gün, Nevruz da yeni gün demek, yeni bir yılın başlangıcı demek. Nevruz İran’ın, Turanın ve Top yekûn Orta Doğu halklarının nerede ise Adem Peygamberden beri bildiği ve kutladığı bir bayram demektir. Nevruz bugündür, yani 21 Mart Nevruz günüdür.

 Nevruz, İran ve Turan Halklarının Bayramı, bahar bayramı, bereketin simgesi, canlanmanın, dirilişin işareti, doğanın yeni bir enerjiyle canlanışı, çayır ve çimenlerin yeşermeye başladığı, çiçeklerin rengârenk açtığı, yüreklerimizin yeni umutlarla dolup taştığı, gönüllerimizdeki türlü çeşitli duyguların birbirine karıştığı, yeni bir mevsime, yeni bir bahara yolculuğun başlangıcıdır.

Zaman zaman, Nevruz İran’ın mı, Turanın mı, yoksa bir başka kavmin mi Bayramı tartışmalarına şahit olunmaktadır, bu elbetteki bu alanın bilim adamlarını ilgilendiren bilimsel bir araştırma konusudur. Biz bırakalım bunu varsın onlar tartışsın, ama bizim için önemli olan Nevruz düşüncesi, barışa, sevgiye ve kardeşliğe giden duyguların Nevruz’la yüklü olmasıdır.

İran kaynaklarının Nevruz ile ilgili başlıca başvuru kaynağı, referansı, Firdevsi’nin Şehnamesidir. Fakat Şehname’nin araştırıldığı dönemlerden kalan yazılı belgelerde Nevruz ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmaması, buna mukabil Türklerin en eski yazılı eserleri olan gerek Orhun Kitabelerinden gerekse diğer yazılı Türk belgelerinden ve Türklerin günlük yaşamlarından, yaşam tarzlarından bahseden eski Çin kaynaklarında Nevruz’la ilgili kutlamalardan söz edilmiş olması, Nevruz’un kökeninin Turani olduğu savını kuvvetlendirmektedir.

Ancak az önce ifade ettiğimiz gibi, önemli olan Nevruz’un kökeninden daha çok, bir tabiat, bir doğa bayramı olarak kin ve nefret sebebi değil, insanların birbirlerine düşmanlık kaynağı değil, bütün canlı yaratılmışlarda dirilişin başladığı, doğanın uyanmaya başladığı bir gün olarak algılanmasıdır. Bu vesileyle Nevruz sevinç, Nevruz mutluluk ve huzur olmalıdır. Nevruz bütün sıcak duyguların toplamıdır, Nevruz kana düşen ateştir.

Nevruz’u kutlayan halklar, Nevruz’u bir bayram olarak kabul eden uluslar ve topluluklar İran’dan veya Turan’dan kendi gittikleri, göç ettikleri, sonra da yerleştikleri her yere bu güzel ve anlamlı bayramı götürmüşler ve oralarda da kutlamışlar halen de kutlamaktadırlar. Bilindiği gibi, Nevruz bugün Türkistan başta olmak üzere, bütün Türk dünyasında, Anadolu’da, Kafkaslarda, Balkanlar’da, Kıbrıs’ta, Ta Yakutistan’dan Çuvasistan’a, Başkurdistan ve Tataristan’a kadar Suriye’de ve Ortadoğu’da her iklimde ve coğrafyada kutlanmaktadır.

Bizim atalarımız, Nevruz’da binlerce yıldır Bayram yapmışlar; Ergenekon Destanına göre, savaşta yenilen Türklerden iki genç kurtulmuş ve bir vadiye sığınmışlar, orada bir mağarada bu gençleri bir dişi bozkurt-Asena emzirmiş, beslemiş, koruyup kollamış; zamanla bu mekânda çoğalan Türkler vadiyi çevreleyen dağlar arasından Demir madenini eriterek yol açıp çıkmışlar, Nevruz’un ateşi demiri eritmiş, işte bu sebeple, sonraki zamanlarda, bugün bile, Nevruz bir kurtuluş günü olarak “Atalar Mağarası” denilen mevkide, Asena’nın iki genci emzirdiği yerde, Örs üzerinde sıcak demir dövülerek simgesel olarak kutlanmış, kutlanmaktadır.

Nevruz’dan, yeni günden, bahardan ve bereketten bahsedince, eskiden kullandığımız takvimlerden, özellikle Peygamberimizin Hicretini başlangıç kabul eden, Hicri Takvimin güneş yılını esas alan, Rumi-Mali temele göre tanzim edilmiş takvim hakkında bazı önemli bilgilerin bu vesile ile sizlerle paylaşılmasının yararlı olduğuna inanmaktayım. Bu takvime göre; yıl Kasım ve Hızır günlerinden ibarettir. Kasım günleri 180, Hızır günleri ise 186 gündür.

Hicret başlangıcına göre, güneş yılını esas alan bu takvimlerin, Büyük Selçuklu Sultanı Celaleddin Melikşah zamanında geliştirilip kabul edilen Celali takviminin güncellenmesi, tekrar kullanılmaya başlanması olarak kabul edilmektedir. Celali takviminin başlangıcı 15 Mart 1079’dur. Daha sonra yapılan bir takım düzenlemelerle yılbaşı 21 Mart’a kaydırılmıştır. Bugün bile İran ve Afganistan gibi yerlerde kullanılan Şemsi takvim de bu Celali takviminden İlham alınarak geliştirilmiştir. Bizim kullandığımız Rumi takvimde 22 Mart 9 Mart’a karşılık gelmektedir. Bu takvime göre yılın yarısı kabul edilen kasım günlerinin 105’inde (ki bu tarih şubat ayının 20’sine tekabül eder) birinci Cemre havaya, bir hafta sonra, Kasımın 112’sinde, yani 27 Şubatta ikinci cemre suya ve nihayet üçüncü haftanın sonunda, Kasımın 119’unda, yani 6 Martta üçüncü cemre toprağa düşmektedir.

Bugün 22 Mart, cemrelerin üzerinden 16 gün geçmiş bulunuyor, yani artık hava, su ve toprak hep beraber ısınmaya ve canlanmaya başladı demektir. Artık çiftçiler, ziraatçılar ve tarımcılar tarlada, toprakta, bağda ve bahçe’de, hızla Allah’ın bereketine ve bolluğuna kavuşmak için çalışmaya başlamış bulunuyorlar.

Cemre, sözcüklerde ateş demek, daha doğrusu yanmış kömür, yani köz demek, kor demek, küçük taş parçası demek ! Anlam olarak “Isınmaya başlayan Güç, Isınma” şeklinde manalandırılmaktadır. O halde artık tabiatta toprak uyanıyor, kuşlar cıvıldaşıyor, zemheri kuzuları çayır-çimen koşuyor, hasılı bütün canlı yaratılmışların kanı kaynamaya başlıyor, Nevruz, işte böyle bir mevsimin başlangıcı !…

Nevruz’la birlikte aşk şiirleri söylemiş şairler, sazlarının tellerinden aşk ve sevgi nağmeleri dökülmüş ozanların, Nevruzla birlikte kızlar, oğlanlar bütün delikanlılar beldenin kapılarını dolaşmışlar ev ev, Nevruziye toplamışlar ve bunları herkese ikram etmişler, günlerce oyunlar oynamışlar, şenlikler ve şölenler yapmışlar, İşte Nevruz böyle bir bereket, böyle bir bolluk !,,,

Gerek Eski Türklerde, gerek Büyük Selçuklularda, gerekse Anadolu Selçuklularında ve Osmanlılarda Nevruz Bayramları hemen her köşede türlü çeşitli zenginliklerle ve etkinliklerle kutlanmış, ancak 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen kısa bir süre Nevruz kutlamaları, devletin ve milletin başına açılan büyük gailelerin de etkisiyle bir ara sanki unutulur gibi olmuş ve fakat Türk ulusunun “Titreyip de kendine dönmeye” başladığı 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi ve Türk Kurtuluş savaşından sonra Nevruz ateşi yeniden yakılmış ve Bayram tekrar kutlanmaya başlanmıştır.

Neticeden diyebiliriz ki, Nevruz bütün bedii zevk ve edebi duyguların harekete geçtiği, tetiklendiği ve yavaş yavaş yükselmeye başladığı kutlu bir gündür. Bilindiği gibi Nevruz’un devamında Hıdrellez vardır, 6 Mayısta 21 Martta yanan, alevlenen ateş kemale gelir; kor olur, köz olur; ama artık bunlar Nevruz ateşine, Cemre sıcağına benzemez ve bir daha da artık yılını tamamlamadan yavaşlamaz, sürekliliği ta sonbahara kadar, kışa kadar devam eder !…

Artık toprak ana, hemen her yerde vermeye başlamıştır. Bolluğun, bereketin, tevazuun ve her türlü yaratılmışı sinesinde barındıran, saklayan ve gizleyendir !…

Hepimiz topraktan gelmişiz toprağa gideceğiz. Elbetteki tarımcılar için, çiftçiler için, Ekin ekenler için, hasat yapanlar için Toprağın ayrı bir anlamı ve ayrı bir önemi vardır. Kuşkusuz bunu da en güzel dile getiren Hak Aşığı, Aşık Veysel’dir.Bakın Rahmetli Veysel ne diyor !…

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarım kara topraktır..
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır..

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır..

Nevruz bizim, Biz, yani baharın Oğlak dönencesinde başladığı Coğrafyada yaşayan herkes..!

İran ve Turan halklarının, Ön Asya kavimlerinin Ortak Bayramı Nevruz !… Bu Bayram sevincin, huzurun, baharın, yeni bir yıla başlamanın Bayramı. Tarlaya, bahçeye, bağa, çıkmanın bayramı, çalışmaya başlamanın bayramı !…

Bu bayramda kin ve nefrete yer yok !.. Öfkeyi ve kızgınlığı anlamak mümkün değil !…. Tabiatla, doğayla, Toprak Ana ile buluşmanın Bayramı Nevruz !… Nevruz mutlu olmanın, neşelenmenin vesilesi bir bayram !….

Bu vesile ile NEVRUZ bayramınız bir kere daha kutlu olsun.

 


Yıldız Cedik
YORUM EKLE
YORUMLAR
murat
murat - 10 yıl Önce

güzel bir yazı tebrik ederim saygılarımı sunarım

banner110

banner109