Kandilli Rasathanesi Deprem Bilgilendirme toplantısı düzenledi

Kandilli Rasathanesi

Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, “Depremin ne zaman olacağına değil, ne kadar hazır olacağımıza odaklanmak gerek”

Kandilli Rasathanesi Deprem Bilgilendirme toplantısı düzenledi
Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, “Depremin ne zaman olacağına değil, ne kadar hazır olacağımıza odaklanmak gerek”

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde, 17 Ağustos Depremi’nin 20. yıldönümünde depreme karşı alınacak bireysel tedbirleri anlatmak amacıyla 21 Ağustos tarihinde bir basın toplantısı düzenlendi. 

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, 1999 Marmara Depremi’nin 20. yılı nedeniyle Kandilli Rasathanesi’nde düzenlenen basın toplantısında ülkemizin birçok yerinde deprem üretme potansiyeline sahip aktif faylar olduğuna dikkat çekerek yaşadığımız coğrafyada tarih boyunca depremler olduğunu ve bundan sonra da olacağını ifade etti. Özener, depremin nerede ve ne zaman olacağından çok, olacak depreme ne kadar hazır olacağımızın daha büyük önem taşıdığını ifade etti. Toplantıda ayrıca Üsküdar ve Bahçelievler Belediyeleri ile işbirliği çerçevesinde afet eğitimi kapsamında bir grup ev hanımı Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Afete Hazırlık ve Eğitimi Birimi bünyesinde faaliyet gösteren DepremPark’ta yetkililerden depreme hazırlık eğitimi alarak 2017’de yaşanan 5.1 büyüklüğündeki Manisa depreminin simülasyonunu deneyimledi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde, 17 Ağustos Depremi’nin 20. yıldönümünde Türkiye’de deprem tehlikesi konusunda farkındalık yaratmak ve depreme karşı alınacak bireysel tedbirleri anlatmak amacıyla 21 Ağustos tarihinde bir basın toplantısı düzenlendi. 

Prof. Dr. Haluk Özener toplantıyı açış konuşmasında “Deprem kaçınılmaz bir doğa olayıdır. Önüne geçmemiz, engellememiz veya süresini geciktirmemiz mümkün değildir, ancak bilim ve teknolojinin ışığı altında zararlarını azaltmamız mümkündür. Bu konuda karar vericilerin, bilim insanlarının ve vatandaşların her birinin üzerlerine düşen önemli vazifeler bulunmaktadır” dedi.

Enstitü’nün deprem konusundaki çalışma ve araştırmalarının da anlatıldığı toplantı; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Afete Hazırlık Eğitim Birimi Koordinatör Yardımcısı Yavuz Güneş’in katılımıyla gerçekleşti.

“Türkiye deprem kuşağındadır, bu gerçekten hareketle top yekûn deprem afetine hazırlıklı olmalıyız”
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, geçen 20 yılda deprem konusunda çok önemli bilimsel bilgi birikimi ve belirli bir bilinçlenmenin oluştuğunu vurguladı. Son 20 yıl içinde araştırmaya ayrılan bütçelerin önemli ölçüde arttığını, farklı ve en güncel teknolojik yöntemlerin uyguladığını, gerçekleştirilen uluslararası iş birlikleri ve projeler önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti. Bu süreçte köprüler, viyadükler, okullar, hastaneler ve tarihi binalar gibi önemli yapıların depreme karşı güçlendirildiğini, başlanılan kentsel dönüşüm çalışmaları ve yenilenen deprem yönetmelikleri ile depreme dayanıklı yapı konusunda çok önemli adımlar atıldığını belirten Prof. Dr. Özener: “Ancak bütün bunlar depreme kesin olarak hazırız anlamına gelmemektedir. Önemli olan tüm toplumun; karar vericiler, bilim insanları ve vatandaşların bir bütün olarak üstlerine düşen vazifeleri titizlikle yerine getirmesidir” dedi.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde tüm Türkiye’yi kapsayan detaylı çalışmalar yürütülüyor

Prof. Dr. Haluk Özener, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’ndeki çalışmaları özetleyerek şu bilgileri verdi:
“Ülkemizde ilk kez 1895 yılında iki istasyon ile kurumumuzca başlatılan çalışmalar, halen yoğunluğu Marmara Bölgesi’nde olmak üzere Türkiye genelinde farklı teknolojileri kullanan 450’ün üzerinde istasyon 7 gün 24 saat veri toplamaktadır. Ülkemiz bir deprem ülkesidir. Enstitümüz Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi’nde her gün ortalama 42 deprem kaydedilmektedir. Bu veriler 7 gün, 24 saat ve 365 gün prensibi ile çalışmakta olan kurumumuz personelleri tarafından değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, üyesi olduğumuz uluslararası veri merkezlerine bağlı bulunan 3000’in üzerindeki sismik istasyondan anlık olarak sağladığımız verilerle ve komşu ülke kurumları ile yapılan ikili anlaşmalarla tüm dünya üzerinde meydana gelen depremlere yönelik bilgiler üretmekteyiz. 1900 yılından günümüze kadar ülkemizde meydana gelmiş depremlere bakıldığında, büyüklüğü 7’nin üzerinde ortalama 6.5 yılda bir deprem meydana gelmektedir. İlave olarak, Enstitümüz tsunami konusunda Bölgesel Uyarı Merkezi görevi yürütmektedir. Karadeniz ve Ege ve Doğu Akdeniz’i kapsayacak şekilde kıyı şeridinden 100 km’ye kadar olan 5.5 ve üzeri büyüklüğündeki tüm depremleri ve denizlerde meydana gelebilecek su seviyesi değişimlerini gözlemleyerek tsunami uyarı mesajları üretilmekte, bu mesajlar Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve üye ülkelere gönderilmektedir.

Ayrıca, enstitümüz Marmara’da kurulu 10 adet deprem istasyonu ile depremin yıkıcı etkisi öncesi erken uyarı sinyali üretmekte, İstanbul içinde kurulmuş sürekli kayıt yapan ve 120’nin üzerinde acil müdahale istasyonu ile de herhangi bir deprem sonrası birkaç dakika içinde depremin yarattığı yer hareketinin şiddeti ve binalarda beklenen hasar oranlarını gösteren haritalarını otomatik olarak üretebilmektedir. İlave olarak, çok sayıda tarihi bina, köprüler, yüksek yapı ve altyapı sistemlerinde kurulan yapı sağlığı izleme sistemleri bina titreşimlerini sürekli olarak izlemekte ve olası bir depremden hemen sonra bu yapılarda hasar olup olmadığını belirlemektedir.”

‘’Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu gerçeğini unutmamalıyız’’
Prof. Dr. Özener, “Özellikle 1999 depremlerinden sonra yapılan bilimsel çalışmalarda elde edilen sonuçlar, Marmara Denizinde meydana gelecek ve aletsel büyüklüğü 7’nin üzerinde olacak bir veya bir kaç depremi işaret etmekle birlikte, ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini unutmadan tüm ülke olarak depreme karşı hazırlıklı olmalıyız” ifadesini kullandı.

Özener şöyle devam etti: ‘’Ülkemizde, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ve Doğu Anadolu Fayı (DAF) cm mertebesindeki yıllık hareket miktarları ile depremi çok hızlı hazırlayan fay sistemleridir. Anadolu’da irili ufaklı pek çok fay bulunmakla birlikte bunlar KAF ve DAF’a göre daha yavaş hareket biriktirmekte ve deprem oluşum süreçleri mevcut kayıtlara göre çok daha uzun sürmektedir. Bu nedenle, deprem Marmara’da beklenirken, Türkiye’nin bir başka bölgesinde de olabilmektedir. Aslında Türkiye’nin birçok yeri için bu tehlike mevcuttur ancak İstanbul nüfus yoğunluğu, olası riskleri artırmaktadır.’'

Ev hanımları DepremPark’ta 5.1 büyüklüğünde deprem simülasyonunu deneyimledi
Toplantıda ayrıca Üsküdar ve Bahçelievler Belediyeleri ile işbirliği çerçevesinde afet eğitimi kapsamında bir grup ev hanımı Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Afete Hazırlık ve Eğitimi Birimi bünyesinde faaliyet gösteren DepremPark’ta yetkililerden depreme hazırlık eğitimi alarak 2017’de yaşanan 5.1 büyüklüğündeki Manisa depreminin simülasyonunu deneyimledi.

 “Deprem bir doğa olayı, önüne geçme şansımız yok ancak zararlarını azaltmak mümkün”

20 yıl önce meydana gelen 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi, afete hazırlık konusunda ülkemizde bir milat niteliği taşıyor. 2000 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü bünyesinde çalışmalarına başlayan ve sonra bir birim haline dönüşen Afete Hazırlık Eğitim Projesi faaliyetleri her yıl artarak devam ediyor. Bu faaliyetlerde yıkıcı depremlere karşı toplumun bilinçlenmesini ve hazırlıklı olmasını sağlamak amaçlanıyor. Bu çerçevede, olası zararları azaltmak için toplumun afet bilincini, yerel hazırlığı ve ilk müdahale organizasyon becerilerini arttırmak hedefleniyor.

Bu kapsamda; ABCD Temel Afet Bilinci, YOTA Yapısal Olmayan Tehlikelerin Azaltılması, DepremPark ve GEDSET Gezici Deprem Simülasyon Tırı Eğitim Programları ile ailelere, kamu ve özel sektör görevlilerine, öğrencilere kısacası toplumun her kesimine ulaşılmaya çalışılmaktadır. 2000 yılından günümüze kadar gerçekleştirilen yaklaşık 3500 eğitim ile 500000 kişiye ulaşılmıştır. Sadece 2019 yılında gerçekleştirilen 150’den fazla eğitimde 13000 kişi depreme hazırlık konusunda bilinçlendirilmiş ve Deprem Tırı etkinliklerinde yaklaşık 4000 kişiye yerinde eğitim verilmiştir. Sosyal sorumluluğumuz kapsamında, her akademik yılda DepremPark etkinliklerinde yaklaşık 150 okuldan 5000 öğrenci ve 300 refakat eden öğretmene uygulamalı eğitim verilmektedir.

Deprem tehlikesini anlatmak, riskleri azaltmak için alınabilecek önlemler konusunda eğitim vermek ve böylece afet ilinci yüksek bir toplum oluşturmak amacı ile kökleri 1868 yılında kurulan Rasathane-i Amire’ye dayanan 150 yıllık tarihe sahip Enstitü bünyesindeki Afete Hazırlık Eğitim Birimi toplumumuza destek olmaya devam etmektedir. Afetlere hazırlık konusunda Kızılay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Doğal Afet Sigortaları Kurumu, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve birçok Sivil Toplum Kuruluşu çok değerli çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmalar sonucunda milyonlarca vatandaşımızın afet bilinci arttırılarak afetlere dirençli bir toplum olma yolunda önemli adımlar atılmıştır.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.