Kadına şiddete karşı özel ekip kuruldu

GÜNDEM

İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadına yönelik şiddete müdahale için özel bir ekip kurdu. 100 memurdan oluşan bu ekip özel bir eğitimden geçirildi.

Her ilçeye en az iki memur düşecek şekilde tüm ile dağıtıldı. Sadece bu işle görevli ekibin yarısını kadın polisler oluşturuyor. Polislerin eğitimi ve koordinasyonu sağlayan, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Fahrettin Gönbe, iki aydır görev yapan örnek ekibin nasıl çalıştığını anlattı
Ekibi seçerken hangi kriterlere dikkat ettiniz?
- Ekibe katılanlar için ilk kriter gönüllü olmaları. Çünkü bu, zorla yapılacak bir iş değil. Ailesinde şiddetle ilgili soruşturma geçirmemiş, konuya duyarlı ve farkındalığa sahip kişiler seçildi. Şark hizmetini tamamlamış olmaları da önemli. Çünkü profesyonel anlamda eğitildiler ve bu görevde uzun süre kalmalarını sağlamaya çalışacağız. 100 kişilik ekibin 50’sini kadın polisler oluşturuyor. Ama hedeflediğimiz sayıya henüz ulaşmadık, bu ilk adımdı. Seçilen bu polisler görev yaptıkları ilçede sadece kadın ve aileye şiddet vakalarıyla ilgilenecek. Şimdilik her ilçede biri kadın iki memur görevli. Uygulama iki ay önce başladı ve sistem henüz tam oturdu diyemeyiz. Vakalara göre ilçelerin suç profili çıkarılacak ve olayların yoğun olduğu ilçelerde bu arkadaşlara takviye yapılacak.

Nasıl bir eğitim aldılar?
- Sıfırdan başladık. Belki de anaokulunda başlaması gereken, toplumda yerleşik kadın-erkek olgusundan... Şiddet türleri, mağdurla mülakat, ifade almada dikkat edilecek hususlar, mağduru bilgilendirme ve yönlendirme, İstanbul özelinde karşılaşılabilecek olası sorunlar, koruma hizmetleri yönetmeliğine göre koruma şekilleri gibi konularda, ben dahil dört eğitici tarafından 15 gün eğitildiler. Kurumların dönemsel hataları geri bildirimlerle anlatıldı. Mesela karakollarda artık barıştırma ve ikna yöntemlerine başvurulmuyor. Yurtdışındaki örnekler ve uygulamalar hakkında da bilgi verdik.

İKİNCİL ÖRSELENMEYE BAĞIMSIZ ODA FORMÜLÜ

İfade almada nelere dikkat ediliyor, ekip nasıl çalışıyor?
- Mağdur, polis merkezine tedirgin, korku ve yıpranmış geliyor. Kapıdaki nöbetçi dahil kadına detaylı hiçbir soru sorulmuyor. Diğer suçlularla aynı ortamda bulunarak veya bekleyerek ikincil bir örselenme yaşamasın diye bağımsız bir odaya alınıyor. Mülakata sadece bu uzman arkadaşlar giriyor. Mağdurun talebi halinde mülakat kadın memur tarafından yapılıyor. Mülakatta da soru sormaktan ziyade olay kadının kendi anlatımına bırakılıyor. Bir yandan mağdur yasal ve sosyal hakları konusunda bilgilendirilirken bir yandan ifadesi alınarak Aile İçi Şiddet Olayları Kayıt Formu dolduruluyor. Mağdurun eğitiminden hamile olup olmadığına, alkol bağımlılığından suç kaydına kadar 25 civarında soruya verdiği yanıtlarla, tehdit ve risk analizi yapılıyor. Bu arada cumhuriyet savcılığına bilgi veriliyor. Darp varsa polis refakatinde en yakın sağlık kuruluşuna gidilerek sağlık raporu alınıyor. Bir yandan da savcının talimatıyla darp eden veya şiddet uygulayan kişinin aranmasına başlanıyor. O da merkeze getirildiğinde mağdurla kesinlikle bir arada bulundurulmuyor. İşlem sonrası mağdur gitmek istediği yere polis refakatinde götürülüyor. Sığınma evi talebi varsa sosyal hizmet uzmanlarıyla bağlantıya geçiliyor. Biz bile hangi sığınma evine gittiğini bilmiyoruz. Ancak mağdurların büyük bölümü evine dönmek istiyor, olayın adli makamlara intikalini istemiyor. Polisten sadece eşini uyarmasını talep ediyor. Mağdur koruma istiyorsa en yakın mülki amire başvurularak koruma kararı çıkartılıyor.

Bu ekipten beklentileriniz neler?
- Bu ekip görevlerinin yanı sıra ilçelerindeki tüm polislerin farkındalığını ve duyarlılığını geliştirmek amaçlı hizmet içi eğitim ve bilgilendirme toplantıları yapacak. İstanbul’da kadına şiddet olgusunu bilmeyen polis kalmayacak. Sonuçta bir trafik polisi de şiddet vakasıyla karşılaşabiliyor. Ayrıca etkin suç soruşturmasıyla hizmetlerde mağdur odaklı yaklaşım gözetilerek, hizmetlerin erişilebilirliği ve sürdürülebilirliği sağlanacak. Diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği geliştirilecek, sistematik veri toplanacak.

Toplumda kadına şiddetin arttığına ilişkin bir algı var. Sizin istatistikleriniz azaldığına işaret ediyor. Bu çelişki neden sizce?

- Son yıllarda basında bu konu çok fazla ön plana çıktı. Aslında ilimizde tüm suçlarda ses getirecek oranlarda bir azalma olmuştur. Bu suç türünde de öyle. Olayların arttığına ilişkin algılamanın nedeni, toplumda oluşan farkındalık ve devlet kurumlarının da bu bağlamda bilinçlenerek konuya hassasiyet göstermesi. Aslında aile içi şiddet bölgesel ve dönemsel değil, evrensel ve sürekli bir olgu. ABD’de her 15 saniyede bir kadın genellikle eşi tarafından şiddete uğruyor. Avrupa’da her beş kadından biri hayatı boyunca en az bir kez fiziksel şiddete maruz kalıyor. İngiltere’de dakikada bir kadın şiddet görüyor. Birleşik Krallık olarak kadınlara karşı şiddetle mücadele için 37.6 milyar Sterlin harcıyorlar. Hollanda’da trafik kazalarından sonra en fazla ölüm aile içi şiddet sonucu oluyor. Kadına şiddet ciddi bir sorun ama sadece polisiye tedbirlerle çözülecek algısı yanlış.

ÇOCUKLARINIZA KAÇMAYI ÖĞRETİN KOMŞULARINIZLA PAROLANIZ OLSUN

Emniyet’in, polis merkezlerine başvuran mağdurlara verdiği ‘Çaresiz ve yalnız değilsiniz’ broşüründen:
* Dikkatli olun! Şiddet anında iç odalara değil, dış kapıya yakın yerlere kaçın.
* Mutfak gibi delici, kesici aletlerin olduğu, banyo gibi ayağınızın kayabileceği yerlerden uzak durun.
* Komşularınızla anlaşın, aranızda bir parolanız olsun. O parola ‘yardıma gel’ manasında olsun. Polis çağırsınlar.
* Çocuklarınıza kaçmayı öğretin.
* Acil durumda gidebileceğiniz bir akraba, arkadaş ya da bir komşuyla önceden anlaşın.
* Ev dışında bir yerde, bir arkadaşınızda ya da komşunuzda biraz para, yedek anahtar ve önemli belgelerinizin kopyalarını saklayın.
* Şiddetin tekrarlanmasını beklemeden, şiddet olmadığı zamanda da çözüm arayın. SHÇEK’e, psikolojik danışma ve psikiyatri merkezlerine ve kadın kuruluşlarına başvurabilirsiniz.
* Kadın ya da aile içi şiddet vakaları için mağdurun şahsen başvurusunun yanında üçüncü şahıslar da Alo 155’e telefon veya internet yoluyla ihbar ve şikayette bulunabiliyor. Adliyedeki adli yardım birimleri, barolar, sosyal hizmet birimleri, kadın örgütleri de danışmak ve sığınmak için başvurulabilecek yerler arasında.


BM’NİN DESTEKLEDİĞİ EN İYİ YEDİ PROJE ARASINDA


Emniyet istatistiklerine göre sadece İstanbul’da son üç yılda 121 kadın öldürüldü; 2 bin 754 olay ‘aile içi yaralama’ başlığıyla kayda geçti. Öte yandan istatistiklere göre vakaların her yıl azaldığını söylemek de mümkün. Daha da azaltılması için dört koldan çalışılıyor. Bir yandan yasal tedbirlerle hukuki boşluklar doldurulmaya çalışılırken; ki ‘Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı’ üzerinde
son rötuşlar yapılıyor; bir yandan polisiye tedbirler alınmaya çalışılıyor. Kadına şiddet konusunda uzman polislerin yetiştirilmesi de bunlardan biri.
Polislerin eğitimi aslında altı yıl önce başladı. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü arasında ‘Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi’ protokolü imzalandı. Bu proje Birleşmiş Milletler’in (BM) 2008’de katkıda bulunduğu en iyi yedi proje arasına girdi. BM’nin 2010 kitapçığında da projeden övgüyle bahsedildi.
Bu protokol kapsamında Emniyet Teşkilatı’nda aile içi şiddetin önlenmesine ilişkin her türlü eğitim faaliyetini yürütecek 245 uzman eğitici yetiştirildi. Bu uzmanlar, 40 bin polis memuruna ‘Kadına şiddet olgusu nedir, şiddet mağduru kadına nasıl yaklaşılması gerekir, yasal hakları nelerdir’ gibi başlıklarda eğitim verdi. Çalışmalar geçen yıl iyice hız kazandı. Bu hizmetlerin geliştirilmesi ve ülke genelinde koordinasyonu sağlamak için Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı bünyesinde ‘Aile İçi Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü’ kuruldu. Projenin son halkası her emniyet teşkilatında kadın ve aile içi şiddetle ilgili uzman bir ekibin oluşturulması. Ekibi ilk kuran İstanbul Emniyet Müdürlüğü oldu.

ASILSIZ MÜRACATLAR SIKINTI YARATIYOR
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Fahrettin Gönbe

Zaman zaman elimizde olmayan sebeplerle olaylara müdahalede sıkıntı yaşıyoruz. Bazen boşanma sürecini hızlandırmak adına asılsız müracaatlar alıyornuz. Bazen de aile bireyleri arasındaki basit tartışmalar şiddet vakası gibi gösterilerek adli işlemler sonrası şikayetten vazgeçiliyor. İki örnek verebilirim size: Şiddet uygulayan eşinden şikayetçi bir kadına koruma tahsis edildi ve kadın babasının evinde kalmaya başladı. Ancak kadın bir gün korumasından habersiz, boşanma aşamasında olduğu eşiyle buluştu, eşi de kadını zorla başka bir ile kaçırdı. Yaklaşık 12 saatlik bir takip ve çalışma sonucu bulundular. Kadın İstanbul’a getirildi. Erkek de çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. Bir başka olayda da kadın kocası tarafından şiddet görüyor, hatta ölümle tehdit ediliyordu. Boşanmak için dava açan kadına mahkeme çocuğun geçici velayetini verdi. Valilik de koruma tahsis etti. Baba çocuğunu görüş zamanı alıp süre sonunda annesine teslim etmeyince işler karıştı. Kadın önce ihbarda bulundu.Ancak polis soruşturmaya başladığında bu sefer ‘gerek yok’ dedi. Sonra da polise haber vermeden, akrabalarıyla birlikte çocuğunu kaçırdığını iddia ettiği eşi ve ailesiyle görüştü. Kadın bu görüşmedeyken başka akrabalarına çocuğunu kaçırttı. Olaydan haberdar olan koca görüşme yerinde bu kez karısına bıçak çekti. Kadın polis müdahalesiyle kurtarıldı.

Hürriyet
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.