ankara escort,

DARBE GİRİŞİMİ SONRASI ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ VE DEMOKRASİ FIRSATLARI PROJESİ

 DARBE GİRİŞİMİ SONRASI ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ VE DEMOKRASİ FIRSATLARI PROJESİ

SABANCI ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL POLİTİKALAR MERKEZİ,  “DARBE GİRİŞİMİ SONRASI ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ VE DEMOKRASİ FIRSATLARI PROJESİ” KAPSAMINDA HAZIRLADIĞI RAPORLARI KAMUOYUYLA PAYLAŞTI.

Sabancı Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı tarafından yürütülen “Darbe Girişimi Sonrası Çatışma Çözümü ve Demokrasi Fırsatları Projesi” kapsamında yayınlanan raporlar, dün Ankara ve bugün İstanbul’da düzenlenen basın toplantılarıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Araştırmalarda ulaşılan sonuçlar ve İPM’nin politika önerileri, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İPM Direktörü Fuat Keyman, Proje Yöneticisi Pınar Akpınar ve Program Koordinatörü Bülent Aras tarafından sunuldu.


İPM Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı’nın yaklaşık 7 aya yayılan ve kapsamında; İstanbul, Ankara ve Diyarbakır’da bürokrasi, siyaset, akademi, basın ve sivil toplum alanlarından bireylerle çok sayıda bire bir görüşme ve çalıştay da bulunan, “Darbe Girişimi Sonrası Çatışma Çözümü ve Demokrasi Fırsatları” araştırma projesi açıklandı.

Proje kapsamında, İPM Direktörü Fuat Keyman, Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı Koordinatörü Bülent Aras, Proje Yöneticisi Pınar Akpınar, Araştırma ve Akademik İlişkiler Koordinatörü Senem Aydın Düzgit, İPM Araştırmacıları Metin Gürcan, Altay Atlı, Derya Berk, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Evren Balta, Sciences Po Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CERI) ve CNRS Araştırmacısı Cuma Çiçek ve İnsani Gelişme Vakfı Araştırmacısı Aysen Ataseven tarafından hazırlanan raporların; darbe girişimi sonrası Türkiye’de demokrasinin sağlamlaşmasına engel teşkil edecek önemli çatışmaları keşfedip, Türkiye’deki kültürel, siyasi ve sosyal alanlardaki yansımalarını tahlil ederek, sunduğu çözüm önerileri paylaşıldı. Proje; çatışma tespiti, analizi ve çözümü metotlarıyla farkındalığın artırılması ve diyaloğun geliştirilmesi için öneriler sunmayı hedefliyor.

Türkiye’de uyuşmazlıkların iki ana fay hattı: Kürt sorunu ve kutuplaşma

Basın toplantısında, Türkiye’nin son zamanlarda yaşadığı sorunlar ekseninde, projenin iki temel ayağı olan Kürt sorununun ve kutuplaşmanın Türkiye’deki çatışma ve istikrarsızlığın başlıca nedenleri arasında olduğu ifade edildi.

Proje kapsamında Kürt sorununun etnik ve ekonomik boyutlarıyla incelendiğini ve araştırmacıların bu bağlamlarda politika önerileri ürettiklerini belirten Proje Yöneticisi Pınar Akpınar, Kürt vatandaşların kendilerini dışlanmış hissettiğini ve temsil edilmediklerini düşündüklerini belirtti. “Kürt halkıyla Kürt siyasal kanadının hükümet tarafından birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gereği, Kürt vatandaşların çok üzerinde durduğu bir nokta” diyen Akpınar, en büyük taleplerin şiddetin durması, kapsayıcı ekonomik kalkınma ve normalleşme olduğunu vurguladı.

Darbe girişimi sonrasında başlatılan soruşturma sürecinin sonucu olarak, devlet kurum ve kadrolarının önemli bir kapasite sorunu yaşadığını belirten Akpınar, kadrolarda kapasite iyileştirme çalışmasının gerekli olduğunu ve kurumlar arası koordinasyon eksikliğinin de giderilmesi önerilerinde bulundu. Akpınar, askeriye de dahil olmak üzere, devlet kadrolarının liyakat esasına göre oluşturulmasını da İPM politika önerileri arasında saydı.

15 Temmuz başarısız darbe girişiminin, uluslararası alanda da birçok yansıması olduğunu belirten Akpınar, proje sonucu bu alanda çıkan önerileri özetlerken, dış politikaya da zarar veren kutuplaşmadan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Çözüm sürecinin; Türkiye’nin zarar görmüş uluslararası imajının iyileştirilmesi ve uluslararası aktörlerle ilişkilerin düzeltilmesi açısından imkan sunabileceğini ifade etti ve ekledi: “Hükümet, bölgesel alanda Kürtler’in varlığını engel değil fırsat olarak görmelidir”.

“Devletle toplum arasındaki kutuplaşma güven ortamını zedeliyor”

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İPM Direktörü Fuat Keyman, konuşmasında proje süresince bulunulan temasların işaret ettiği noktalara değindi. Keyman, farklı kesimleri bir araya getirecek diyalog platformlarının oluşturulmasının, Türkiye’nin toplumsal geleceği açısından çok önemli olduğunu ifade etti.

Güçlü devletin retorikte kaldığı, pratikte ise devlette kırılgan bir yapının söz konusu olduğunu belirten Keyman, devletle toplum arasındaki kutuplaşmanın da güven ortamını zedelediğini vurguladı. Askeriyeden sivil topluma, proje kapsamında konuşulan tüm bireyler, devletin kapsayıcı ve şefkatli olabilmesi için laikliğin ve liyakatın en önemli şartlar olduğunu belirtti: “Devletin belli bir zümreyi gözetmesi, onu kapsayıcı olmaktan uzaklaştırmasının yanı sıra laiklik ve liyakattan uzaklaşılması da devletin kırılganlığını arttırıyor.”

Projenin ana ayaklarından Kürt sorununa da değinen Keyman, 7 Haziran sonrası dönemde diyalogdan şiddete uzanan bir sürecin gerçekleştiğini; bu sürecin terse dönmesinin ve yeniden diyalog ortamının oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Keyman sözlerine şöyle devam etti: “Kürt vatandaşlar, hem günlük yaşamda hem de çatışma ortamının sonlanması anlamında normalleşme istiyor. Çözüm sürecine destek verdiler. Süreçte günlük yaşam normalleşirken, kapsayıcı süreç sayesinde bölge ekonomik olarak da rahatlama çizgisine geldi. Bölge halkı hendek ve şehir savaşlarına destek vermedi.

Kürt vatandaşlar darbe girişimine karşı da çok ciddi bir duruş sergiledi. Bölgeden çıkan hayır oylarının yoğunluğu, parlamenter müzakerenin gereğine işaret ederken, evet oylarının da varlığı, bu sorunun çözümünü istedikleri mesajını vermiş oldu.”

Darbe girişiminin ardından şekillenen Yenikapı sürecinden de bahseden Keyman, Kürt vatandaşlar sürece dair düşüncelerini şöyle özetledi: “Yenikapı sürecine dahil edilmemeleri, Kürtler’i dışlanmış hissettirdi. HDP olmasa da Kürt sivil toplumundan temsilcilerin Yenikapı’ya davet edilmesi gerekliliğinin altı çizildi. Bu durum, devletin Kürt vatandaşlara karşı bir tavır takındığı yönünde algılandı. Kürt vatandaşlar, kendilerinin isabetlice yaptıkları bu ayrımı devletten de yapmasını bekliyor.”

“Yeniden yapılanma süreci bürokraside tedirginlik yaratıyor”

Keyman’dan sonra söz alan İPM Çatışma Çözümü ve Arabuluculuk Programı Koordinatörü Bülent Aras, 15 Temmuz darbe girişiminin siyaset ve bürokrasi dünyası tarafından nasıl okunduğunu anlattı: Siyaset dünyası, 15 Temmuz’u bürokrasinin millet iradesini zedeleyici girişimi olarak okudu. Darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma süreci, bürokratik oligarşi tehdidine karşı kalıcı bir son hamle olarak değerlendirmekte.

Bürokrasinin 15 Temmuz’u okuyuşu ise, siyaset kanadının bir krizi olarak ortaya çıkıyor”

Darbe girişimi sonrası devlet kurumlarının yeniden yapılanması sürecine de değinen Aras; devlet kurumlarında kapasite ve kurumsallaşma sorununun krize dönüştüğünü belirtti. Güçlü başkanlık sistemi içinde, bugün mevcut olan birçok kurumun yeniden yapılandırılacağını ve bunun uzun zaman alacağını söyledi. Aras bu süreçteki kritik noktaları şöyle tarif etti:

“Bürokratların yeni sisteme geçiş sürecinde nasıl atanacakları, aralarında siyasetle nasıl bir uyum ve iş ilişkisi gelişeceği, görevlerini hangi kapsamda kime ve hangi kuruma bağlı olarak yürütecekleri gibi bir çok soru var. Bu konular süreç içinde netleşecek” Devletin sürekliliğinin çok önemli olduğunu belirten Aras, sözlerini proje sonucunda şekillenen önerilerden biriyle tamamladı: “Alt ve orta düzey bürokrasinin özerkliklerini ve devletin sürekliliğini destekleme fonksiyonlarını sürdürebilmeleri gerekmektedir. Yeni sisteme geçiş süreci bu perspektifte çerçevelendirilmelidir.”

Aras sözlerini şöyle tamamladı: “Referandumda çıkan yüksek Hayır oyu, geniş tabanlı bir meşruiyetin eksikliğine işaret etmekte, bu açıdan, Hükümet için bunu oluşturmanın yolu da toplumun tüm kesimlerine temas ederek onlarla bir araya gelmekten geçiyor.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.