İstanbul finans merkezi için yeni adımlar

İstanbul finans merkezi için yeni adımlar

İstanbul finans merkezi için yeni adımlar
Başbakan Yardımcısı Babacan, İstanbul Finans Merkezi ile ilgili bugün itibariyle 9 eylemi gerçekleştirdiklerini 71 eylemden 13'ünde önemli ilerleme kaydettiklerini bildirdi.
Babacan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen ''İstanbul Finans Merkezi Konferansı''nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 2023 hedeflerine değinerek, 2023 kapsamında İstanbul'un dünyanın en önemli 10 finans merkezinden biri olmasını da hedeflediklerini vurguladı.

Eylül 2009'da İstanbul'un finans merkezi ile ilgili eylem planını açıkladıklarını anımsatan Babacan, ''5 yıl daha var bu eylem planının tamamlanması için. Bugün itibariyle 71 eylemden 9'unu tamamlamış durumdayız. 13'ünde önemli şekilde ilerlemiş durumdayız. Diğer eylemlere takvim dahilinde devam ediliyor. Biz ne yapacağımızı gayet iyi biliyoruz. Somut tarihler, somut hedefler var'' diye konuştu.

Haritaya bakıldığında aslında Almanya'dan başlayıp Güney Doğu Asya'ya uzanan coğrafyada İstanbul'un finans merkezi potansiyelinin açık olduğunu ve hangi ülkeler olabilir diye bakıldığında Türkiye'nin rakipsiz bir şekilde ön plana çıktığını kaydeden Babacan, yapılan tüm altyapı projeleri, Kanal İstanbul gibi projelerin ilerde nasıl bir şehir olacağının işaretlerini verdiğini söyledi.

İstanbul Finans Merkezi projesi denildiğinde akla Ataşehir'deki gayrimenkul projesinin geldiğine dikkati çeken Babacan, projenin bundan ibaret olmadığını, şehrin her bir köşesini etkileyecek, değerli kılacak olumlu adımlar atacaklarını anlattı. Babacan, ''Biz kalıcı, 50 yıl sonrasını, 100 sene sonrasını düşünen bir vizyonla İstanbul'u finans merkezi yapmak istiyoruz'' dedi.

-''GELİP DE PİŞMAN OLAN YOK''-

Ali Babacan, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilgisine de işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Son 8,5 yılda 'Türkiye'ye yatırım yaptım, pişman oldum' diyen acaba var mı? Çok ciddi değer artışı oldu. Gelip de pişman olan hiç yok. Bunun önümüzdeki dönemde de benzer trendde gideceğini öngörmek çok zor değil. Küresel krize rağmen böyle bir performans ortada. Avrupalı ve Amerikalı bankaların Türkiye operasyonları sapasağlam ayakta duruyor. Ortağı, yöneticileri aynı. Peki evlerinde niye etkileniyorlar da burada bir şey olmuyor. Çünkü burada bizim çok ihtiyatlı bir düzenleme çerçevemiz var. En olumsuz tabloya karşı bile bankaları koruyan bir düzenleme çerçevemiz var. Denetleme çerçevemiz de çok güçlü. Asla taviz yok. En küçüğünden, en büyüyüğüne kural neyse harfiyen uygulanıyor. Bunu bağımsız otoritelerle yürütüyoruz. Asla özel muamele, hatır gönül işi yok. Biraz da bunun için sağlam. 'O benim arkadaşım idare edelim, şunun patronunu tanıyoruz, onu fazla kısıtlamayalım', kesinlikle böyle bir şey yok. Tavizsiz uygulama ve tavizsiz denetleme sayesinde her Türk bankası kriz döneminde sapasağlam ayakta kalmıştır.''

-''İNSANLAR ORTAM BOZULDUĞUNDA SAÇINI BİLE TIRAŞ ETMİYOR''-

Babacan, aslında şimdiye kadar yol almaya çalışırken ''ayaklarına pranga olan'' çok konu bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

''Tam anlamıyla sivil niteliğini kazanamamış bir demokrasiyle biz bugüne geldik. Ta ki 12 Eylül 2010'da referandumla Anayasadaki son değişiklikleri yapana kadar... Sivil iradenin üstün olduğu demokrasiyi son 7-8 aydır aslında görüyoruz. Birçok riskler vardı, yaşadık. 2008'de niye Türkiye sadece 0,7 büyüdü? Küresel kriz son aylarda vurdu. 2007'de niye biz yüzde 5'in altında kaldık. Parti kapatma davası, e-muhtıra derken olmuyor, moraller bozuluyordu. O günlerde benim berberim 'bu ay müşteri az geldi' dedi. İnsanlar genel ekonomik durum, genel tablo, genel siyasi ortam bozulduğu zaman saçını bile kestirmiyor, herkes duruyor, bankalar duruyor, sanayici duruyor, halk duruyor, ekonomi duruyor. Artık bunları geride bırakmamız lazım.''

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER